Editörün Tercihleri Keyifli ve mutlu okumalar dilerim...

Duyguların özlemini çekmek diye bir şey var artık, bilmiyorum belki de bana öyle geliyor. Sabah sabah dinlediğim, Edith Piaf’ın genizden gelen sert ve güçlü sesi, ardından izlediğim yavru...

Balat Hastanesi’ne bir arkadaşımı ziyarete gitmeliydim. İstanbul’ da yaşamaya başlayalı çok kısa bir süre olduğu için de zaten özürlü olduğum bu konu beni biraz uğraştırıyordu....

Erken geldiğimizi düşünüp kayıp kuşak derdik kendimize. Yapamadıklarımızın olamadıklarımızın mazeretiydi bu iki kelime. En demsiz dönemlerimizin yaşayamadıklarını biraz da cinsiyetimize...

İçimin telleri vardır titreyen ve bu tellerde gezinen kuşlarım, belki de notalarım. Onlar kanatlanırlar ve bir türkü tuttururlar ve nedense hüzünlüdür türkülerim. Havanın erken karardığı...

Şen Sahir Sılan Anısına… Bu satırları yazmak ne kadar zor sevgili Şen biblom… Yazılarımı bitirdiğimde okuduğum birkaç canımdan biriydin, arardım seni “Yazım!” derdim hemen “Oku!”...

Özel günlerle ilgili yazı yazmak hep zor olmuştur benim için… Çünkü bir yanım bilir böyle kutlanan günlerin aldatmacılığını, kendimi kandıramadığım için de hiç kimseleri kandıracak...

Hakkımda

İnsanın kendisi ile ilgili yazması ne zormuş… Şöyle filmi geri sardığında hayretle fark ediyor insan, çok sıradan ve önemsiz denilebilecek şeylerin; son damla olup sadece suyun debisini arttırarak yepyeni yollar açtığını.

Öne Çıkan Yazılar

Kategoriler

Hakkımda

İnsanın kendisi ile ilgili yazması ne zormuş… Şöyle filmi geri sardığında hayretle fark ediyor insan, çok sıradan ve önemsiz denilebilecek şeylerin; son damla olup sadece suyun debisini arttırarak yepyeni yollar açtığını.

Öne Çıkan Yazılar

Kategoriler

Duyguların özlemini çekmek diye bir şey var artık, bilmiyorum belki de bana öyle geliyor. Sabah sabah dinlediğim, Edith Piaf’ın genizden gelen sert ve güçlü sesi, ardından izlediğim yavru...

Balat Hastanesi’ne bir arkadaşımı ziyarete gitmeliydim. İstanbul’ da yaşamaya başlayalı çok kısa bir süre olduğu için de zaten özürlü olduğum bu konu beni biraz uğraştırıyordu....

Erken geldiğimizi düşünüp kayıp kuşak derdik kendimize. Yapamadıklarımızın olamadıklarımızın mazeretiydi bu iki kelime. En demsiz dönemlerimizin yaşayamadıklarını biraz da cinsiyetimize...

İçimin telleri vardır titreyen ve bu tellerde gezinen kuşlarım, belki de notalarım. Onlar kanatlanırlar ve bir türkü tuttururlar ve nedense hüzünlüdür türkülerim. Havanın erken karardığı...

Şen Sahir Sılan Anısına… Bu satırları yazmak ne kadar zor sevgili Şen biblom… Yazılarımı bitirdiğimde okuduğum birkaç canımdan biriydin, arardım seni “Yazım!” derdim hemen “Oku!”...

Özel günlerle ilgili yazı yazmak hep zor olmuştur benim için… Çünkü bir yanım bilir böyle kutlanan günlerin aldatmacılığını, kendimi kandıramadığım için de hiç kimseleri kandıracak...

Mevsim sonbahardı yanılmıyorsam. Çarşıda ara sokaklarda gezinirken güzel bir balık kokusuydu burnuma gelen. Adımlarım yön değiştirmişti. Kendimi küçücük bir lokantanın önünde buldum....

Son zamanlarda konuştuğum pek çok kişinin ortak derdi; zihinde yaşamak. Ya da başka bir değişle yaşanmışların içinden çıkamamak. Yapmadıklarının, yapamadıklarının, ya da yaptıklarının...

Sevginin böylesine yitirildiği bir çağda; sevgililer gününün bu kadar abartılı kutlanmaya çalışılması hiç şaşırtıcı olmamalı aslında. Yüreğine tutunamayan insanoğlu, maddeden başka...

“Hayatın tercihlerindir” sözü en yalın tanımıdır hayatın, fena halde kendine getirir insanı. Garip bir gücü vardır. İster sürüm sürüm sürünün ister Kaf dağlarında gezinin birden iki...

İlkokuldaydım, yanlış hatırlamıyorsam üçüncü sınıfın ilk yarısındaydım, çocuk yıllarımdı. Şimdiki çocuklar gibi hayatın hemen öğretilmeye başlanmadığı yıllardı o zamanlar....

Dün kız çocukları günüydü. Aslında tam da oturup kendimizi; kız çocuklarını ve hayatı sorgulamamız gereken bir gündü. Tüketerek ve tükenerek yaşamaya alıştığımız için birkaç...

Bütün bildiklerinizi unutun, gelin başka bir yerden bakalım hayata… Suç da yok suçlu da. Burada sadece yolculuk var ve yolculuğun yeni bir istasyonunda buluştuk. Şimdilik… En başa değil ama...

Bu yazının başlığını nasıl isterseniz öyle okuyun. Hayatı anlamak ya da hayatı anlamlandırmak… Anlam!… Belki de son zamanlarda en çok tutunmamız gereken kelime. Zamanın tek reçetesi…...

Bazı insanlar hayata tutunmayı severler. Somut askılar ararlar tutunmak için. Yaslanmak için duvarlar örerler. Maddeleştirmeye çalışırlar her şeyi, varlıklarını ispatlarcasına. Duygularını da...

Kendini sevmeyen, birbirini sevmeyen iyi ve güzel olanı kendine layık görmeyen bir toplum ne yaratabilir ki… Nefes almayı karın doyurmayı yaşamak sanan; sanatın kültürün hiçbir dalından...

Döndü diye belki de dönek oldu… Ne insancaydı halbuki. Kim bilir nerelerin kokusu tüterdi gecelerine? İyi ki döndü… Yani topraklarına… Tekbir sesleriyle gömülmek istemiş. Dört ayrı partinin...

“Rağmen var olmak” Rağmen ne yüklenirse yüklensin ama ille de var olmak tüm rağmenlere rağmen, galiba tek amaç ilkten sona kadar. O cool görünümün hemen birkaç adım arkasında,...

Hayatının altına imzasını atabilen kaç kadın vardır? Kaç kadın direnebilir sıradanlığa? Üzüntüleriniz, yaralarınız ciddiyse güçlenirsiniz. Haklı olmanın bir gücü vardır çünkü. Oysa...

O iki güzel insanı tanıdıktan aylar sonra bende kalanlar… Pek çok kare artarda gözümde şimdi. Hayranlık, şaşkınlık, saygı ve koruma isteği hissettiğim. Hayranlık; durulukları, içtenlikleri...

En çok kadınları ile ortada şu an, belki de bu tarafının öne çıkması onun asıl sesiydi, yani gerçek sevgiyi aramasıydı. Ve tabi ki kadınını da… Bu kadar çok kadına sevdalanmak her kadında...

İsmini çok iyi bildiğimiz, ama ne yazık ki üzülerek ve utanarak söylemeliyiz ki bu yaşlarımızda tanıştığımız çok önemli bir yazarımız. ‘Korkma İnsancık Korkma’ ile başladı yol…...

Yeni yazılarımızdan ve bültenimizden haberdar olmak için abone olabilirsiniz.

Copyright © 2022

Key Design&Art

Kategoriler

Sosyal Medya

error: İçerik Korumalıdır.